İstanbul’da doğdu. Üsküdar Ticaret Lisesi’nden mezun olduktan sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi İşletme Bölümü’nü kazandı, ancak çeşitli nedenlerle eğitimini tamamlayamadı. Çocuk yaşta başlayan okuma tutkusu zamanla yazma tutkusu ile birleşti. Yazı serüveni, şiirsel metinlerle başlayıp nesirle devam etti. İlk olarak kolektif bir öykü kitabında yayımlanan “Üveyikler” adlı hikâyesi beğeni topladı. Ayrıca çeşitli edebiyat dergilerinde öyküleri yayımlandı. Nisan 2024’te Diribal adlı bireysel öykü kitabı yayımlandı. Evli ve iki erkek çocuk annesidir.

Dünyaya kalemimin penceresinden bakmaya başladığımdan beri ne çok şey değişti. Artık daha dikkatli gözlemliyorum hayatı. Ben bir hikâye anlatıcısıyım. Anlatacak hikâye arayan yazarlara çok şaşarım. Çünkü öyküler yazarını kendi bulur. 

Mesela şu an bir tren istasyonundayım. Bunca insan yoğunluğu arasında iki kişi dikkatimi çekiyor. Genç bir baba ve beş altı yaşlarında bir kız çocuğu. Karşımda oturuyorlar. Uzaktan izliyorum onları. Küçük kız babasına sokularak “Sıkıldım baba” diye serzenişte bulunuyor. Babası gülümseyerek birden ayağa kalkıyor. 

“Şimdi beni izle Defne” diyor. Küçük kızın yüzü babasının ne yapacağını tahmin edercesine aydınlanıyor, neşesi yerine geliyor. Pür dikkat kesilerek ellerini sevinçle çırpıyor. Sanki orada kendilerinden başka hiç kimse yokmuş gibi etrafa aldırış etmeden bir oyun başlatıyorlar. Zaten yorgun yüzlü insanların da onları önemsediği yok. Ben hariç…

Baba trenin istasyona gelme saatine bakıyor. Ben de bakıyorum. Daha sekiz dakika var. 

Ve aralarındaki sessiz sinema başlıyor. Dahil oluyorum gizlice… Öyle uzaktan…

Baba, güzel bir şeyi koklar gibi yumruğunu burnuna çekiyor. “Gül” diyor küçük kız. Bitmedi daha der gibi devam ediyor baba.

Sonra elindekini diğer eliyle kazar gibi yaptığı toprağa dikiyor. “Toprak” diye bağırıyor kız. Baba onaylıyor. 

Sıra üçüncü kelimede…  Kollarıyla yüzer gibi yapmaya başlıyor. Hatta denizle boğuşuyor.  Önce “deniz” sonra “dalga” diyor çocuk. Onaylanıyor. 

Sonra, eliyle bir şeyi kırar gibi yapınca “kırılma” diye bağırıyor kız. Onu da onaylıyor.

 Duvara bakarak saçını düzeltiyor adam. Kız “ayna” diye bağırıyor.

Trenin gelmesine bir dakika kalmış. Kızına sarılıyor, o da babasının yanağına bir öpücük konduruyor. Bu görüntüyle sıcacık, umut dolu bir tebessüm yerleşiyor yüzüme. Ve küçürek bir öykü zihnimde filizleniyor.