1982 yılında Ankara’da doğdu. On yaşından beri yazı, kalem ve kâğıtla tanışıklığı vardır. TED Kdz. Ereğli Koleji’nden sonra İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Yaklaşık yirmi yıldır özel üniversitelerde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Edebiyat ve yazmak hayatında hep var olsa da bu dünyayla en yoğun olarak pandemi döneminde iç içe oldu. Çeşitli okur yazarlık atölyelerine katılıp öyküleri Kolektif öykü kitaplarında yayımlandı. Yazma tutkusundan ve yokluğundaki huzursuzluktan pek vazgeçeceğe benzemiyor.

 

arada  kapılar,

aralık,

açık ,kapalı

yakından göremiyorum

saçındaki örgüde şuursuz bir dolambaç

dolambaçlı yollara sürüklenen

kırılgan yanılsaması

yanılmasaydı gider miydi?

Kör kilitler önünde

Anahtar deliğinden soluk bir izlem

Nefes nefese

Sandıkların içinde eflatun inciler

İncilerin yanında vuzuhsuz haritalar

Kuzeyden doğuya yön salan tapınaklar

Tapınaklar içinde kimliksiz Tanrılar

Arada dil yaraları

Kabarmış dilinde ekşi ve eğreti

Bilmediği ülkenin uzun bir sokağında

Aralarında çamurlu yollar,

Yolların maverasında

Saçına dolanan yengeçler

Yengeçlerin kıskacı

Örgüden içeri içeri

Kör kıskaçlar, zehri içine üfleyen

Kıskaçların acısı

 Yeryüzündeki krokinin ta kendisi

Acıta acıta şah damarında, yeşilden sarıya dönen irin

İrinin içinde yengecin gözleri

Sürüne sürüne, değe değe kadının boynuna

Aralarında eşkıyalar

Kazulet ayakları çıplak

Damarları var, var damarları

Kapkalın kaşlarından öfke savuruyorlar  

Eşkıyalar, şehirleri kesiyorlar

Avuçlarında kalın halatlarla, kapkalın kaşlarıyla

Kesiler avuçlarında

Ayaklarının altında köleler

Kölelerin altında yengeçler

Kuma gömülü

aralarında çocuk adamlar

İhanete uğrayan

İhanete sevinen

Kadının saç örgüsünde

Yengeçler 

İçinde çocuk adamlar

Çocuk adamları sevmiyor, kadın sevmiyor

Nefretinden dualar çıkıyor ağzından

Dinsiz surelere güveniyor

Gökyüzünden bir tül iniyor saçlarına

Yükseliyor sesi

Kimse duymuyor

Ondan başka

Ağzından çıkıyor dualar

Aralarında Tanrılar

Mavi, sarı, pembe

Şiirden bozma bir şarkı çalıyor karnında

Kadının elleri yengeç kıskacı

Beş ayaklı, beş parmaksız

Merhamet dileniyor teslimiyetinden

Ey göklerin yalnız düşü

Ey ile başlayan ağıtlar yükseliyor

Eşiğin ucuna yaklaşıyor

Aralarında yengeçler

Tüm bedenine hükmeden

Hükümsüz bir suçla kafasını kesiyorlar kadının

Kadının kafası

Kuma gömülü

Yüzünde yengeçler

Ağır ağır yürüyorlar

Sanki hiç yokmuşlar gibi

Ağır ağır çoğalıyorlar

Yengeçlerin kıskacı kesik boynundan

Saçlarına dolanan.

Aralarında gölgeler, kadının gölgesi

Yağmur başlıyor

Yağmur çiselerinden

Ayak parmakları kıpırdıyor

Islanmış bedeninden zoealar doğuyor

Dünyadan geliyorlar

Dünyaya geliyorlar

Kıskaçları yok, yok kıskaçları

Kadının bedeninde 

Kadının gölgesinde

Kalk ayağa diye sayıklıyor yavrular

Gökten 3 elma ,5 sayfa düşüyor

Sayfayı çevir 

Çevir sayfayı

Kadının elleri parmakları

Mürekkep lekesi

Dilinde yengeç gömüleri

Konuşamıyor

Bedeninde sayfalar, kalemi elinde

Ey göklerin yenilmez gücü 

Burdayım

Burdayım

Dirilt beni.