2002 yılında İstanbul'da doğdu. Anadolu Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümü’nde eğitimine devam ediyor. Medyascope'ta staj yapıyor. Bir yıldır makale ve deneme yazıları çeşitli dergilerde yayımlanıyor.

Sokak müzisyenleri, bahar aylarında kentin ritmini görünmez bir emekle beslerken bu üretim yalnızca bir performans değil; aynı zamanda güvencesizliği, mücadeleyi ve görünmeyen zorlukları da beraberinde getiriyor. 27 yaşındaki müzisyen Barkın Raci Şahin, sokak müziğinin bilinmeyen yönlerini, avantajlarını ve karşılaştığı güçlükleri anlattı.

“Doğduğumdan beri müziğin içindeyim”

Müziğe çok küçük yaşlarda başladığını söyleyen Şahin, “Gitar çalmaya başladığımda 10 yaşındaydım ama aslında doğduğumdan beri müziğin içindeyim. Annemin anlattığına göre daha bebekken tencereleri ters çevirip bateri yaparmışım. Annem hâlâ ‘tencerelerin dibini çürüttün’ diye şaka yapar” diyor.

Sokak müziğiyle 15 yaşında tanıştığını belirten Şahin, “Yalova Çınarcık’taki yazlığımızda bir gün sokakta müzik yapan bir grubun yanına uğradım. Solistin gösterdiği ritmi gitarist çalamayınca ‘Deneyeyim mi?’ diye sordum. Kabul ettiler ve o an, müziğimi insanlarla buluşturduğum ilk deneyimim oldu” diye anlatıyor.

Baharın müziğine doğrudan yansıdığını söyleyen Şahin, “Bahar insanın içine huzur verir, benim de en sevdiğim mevsimdir. Etrafa renk geldiği gibi bana da bir renk geliyor ve bu müziğime yansıyor. Müziğim zaten ruh halimi yansıtıyor” diyor. Repertuvarının da ruh haline göre şekillendiğini vurgulayan Şahin, “O gün nasıl hissediyorsam öyle çalıyorum. Bazen hareketli şarkılar gelse de modum o yönde değilse daha melankolik okuyabiliyorum” diye ekliyor.

“Sanat Türkiye’de en az değer gören alan”

Sokak müzisyenliğinin hem avantajlarını hem de zorluklarını aktaran Şahin, “Kazanabildiğin zaman iyi kazanıyorsun ama önemli olan o fırsatı yakalamak. Birçok insan tanıyorsun, bu da bir avantaj” diyor. Ancak zorlukların daha ağır bastığını vurgulayan Şahin, “Güzel tepkiler olduğu gibi ‘kapatın müziği’ diyenler de oluyor. Alkol etkisinde gelip sabote edenler var. En büyük sorunlardan biri de sigortamızın olmaması” diyor. Sanatın Türkiye’de yeterince değer görmediğini dile getirerek “İnsanlar bizi her daim eğleniyor sanıyor; ama biz geçimimizi buradan sağlıyoruz” diye ekliyor.

“Güvence, görünürlük ve saygı istiyoruz”

Devletten beklentilerini sıralayan Şahin, “Aslında çok büyük beklentilerimiz yok. Bir sigortamız olsun, vergimizi verelim, emekliliğimiz olsun isteriz” diyor. Belediyelere de seslenen Şahin, “Yeni yeteneklere alan açılmasını, ücretsiz stüdyo ve müzik eğitimi verilmesini isterim. Sadece devlet değil, ünlü isimler de yeni müzisyenlere destek olmalı. Biz güvence, görünürlük ve saygı istiyoruz” ifadelerini kullanıyor.

“Müziğin özü sevmek”

Müziğin dinleyicide bırakmasını istediği etkiye değinen Şahin, “Çok sevdiğim bir alıntıda ‘Müzik tanrının seslenişidir’ diyor. Bence müziği olan insanın kötülüğü olmaz” diyor. Dinleyicide “sevmek” duygusunu uyandırmak istediğini belirten Şahin, “Her şeyden önemlisi sevmek; hatta acıyı bile sevmek. Çünkü o an bir daha gelmeyecek” diye ekliyor.

“Kasımpaşa karakolunda gitarım var”

Şahin, müzik yolculuğunda yaşadığı zorlukları şöyle aktarıyor: “Müzisyen kartlarının olmadığı dönemlerde Taksim’de sokak müzisyenliği yapıyordum. Bir keresinde polisler gelip müziğimizi durdurdu ve gitarımı aldılar. Ertesi gün Kasımpaşa karakolundan geri almaya gittim, fakat kaybolduğunu söylediler. Şikayetler üzerine memurlar bizi müzik yaptığımız yerden defalarca uzaklaştırdı. 2017 yılında Galata Kulesi civarında çalarken sürekli şikâyet eden biri vardı. Her karşılaşmamızda bağırıp susmamızı isterdi. Bir gün birlikte çaldığım arkadaşımın üzerine kaynar su bile döktü.”

Sokak müzisyenlerinin belirli zaman dilimlerinde çalabildiklerini belirten Şahin, “Slot sistemi var, istediğimiz zaman müzik yapamıyoruz. Sigortamız yok, desteği yalnızca dinleyiciden alıyoruz” diyor. Yetersiz ekipman nedeniyle sağlık sorunları da yaşadıklarını söyleyen Şahin, “Kendimizi duyamadığımız için bağırarak söylüyoruz. Bu da ses tellerimize zarar veriyor; birçok müzisyende nodül oluşuyor” diye anlatıyor.

“70 yaşımda da sahnede olmak istiyorum”

Müzik kariyerine başlarken çevresinin tepkisini de aktaran Şahin, “Annem bu işi hobi olarak yapmamı istedi. ‘Yaşın ilerlediğinde devam edebilecek misin?’ gibi sorular geliyor” diyor. Müziğe olan bağlılığını vurgulayan Şahin, “Okulumu da bu mesleğe olan sevgimden dolayı bıraktım. 70 yaşında da sahneye çıkarım; elimde baston olsa da gitarımı çalarım. Dinleyicinin bir gülüşü yetiyor” ifadelerini kullanıyor.

“Doğru mikrofonlar yanlış insanların eline veriliyor”

Müzik sektörüne yönelik eleştirilerini de dile getiren Şahin, “Küfürlü, cinsiyetçi şarkıları doğru bulmuyorum. Doğru mikrofonlar yanlış insanların eline veriliyor” diyor. Diss kültürünü de eleştiren Şahin, “Müzik kalp kırmamalı. Rengarenk bir dünyayı karartmaya çalışan müzisyenler var. Üstelik müzik yaptığını sanan ama aslında gürültü yapan insanlar da bizi değersizleştiriyor” sözleriyle düşüncelerini dile getiriyor.