Onu ilk ben gördüm. Öldüğünü de…
Ama nasıl fark etmedim! Hayrettin Güçlütekin meğer ülkeyi sallayan büyük magazin muhabiri Murat Eflatun’muş. Onlarca yasak ilişkiyi ortaya çıkaran, yuvalar yıkan adam. Ne kralları, ne kraliçeleri tahtından etti. Ama kimse onu tanımıyordu.
Adam ölüp avukatı gerçeği duyurunca, bu kale gibi korunaklı ev yolgeçen hanına döndü. Artık bütün perdeler, pencereler, kapılar açık. Her çekmece, her raf karıştırılıyor. Bütün çamaşırları ortalığa saçıldı. Huylu biriydi; hele kitaplarına kimse dokunsun istemezdi. Hepsi yerlerde şimdi. Çocukluk fotoğrafları, günlükleri, çarşaf çarşaf yayınlandı. Teknik ekip bilgisayarının şifresini kırınca bilgiler sızdırıldı tabii. Arama geçmişiyle ilgili günlerce konuşuldu. Maillerinin her cümlesi için ayrı başlık atıldı.
Günler geçip konu kapanmaya yüz tuttuğunda bir sınıf arkadaşı, “Lisede de herkesin sevgilisini bilirdi. Kendisinden bir şey saklanmazdı.” diye açıklama yaptı. Başka biri karnelerindeki öğretmen görüşlerini tartışmaya açtı. Fenomenlerden biri bir umut bahçeyi kazdı; hem de gece, hem de yağmur yağarken. Bazı belgeleri gömdüğüne dair bir duyum almış çünkü. Takdir ediyorum bu çabayı. Mesela şimdi de sen benimle konuşmak için geldin. Bak bunu kimse bilmez, içine kapalı bir çocuktu. Bu bahçede yalnız oynardı hep. Komşu pencereleri, sokaktan geçenleri izlerdi. Babası döverdi diyorlar ama o yalan.
O hayattayken anlasaydım eğer dallarıma konan kuşlarla haber uçururdum. Sağır sultan bile duyardı. Bütün sosyete çalkalanırdı. Haber bültenlerine bağlanırdım, sosyal medyada “TT” olurdum.
Ben kim miyim? Ben Murat Eflatun’un en yakını: Ceviz ağacı Cevdet. Sol profilden çekerseniz evi de alırsınız. Ben de iyi görünürüm. İnternette mi yayınlayacaksınız? Gözlüklü Baykuş kanalı. Duymuştum. Şunu da yazın: Kendisinin dediği gibi, “Halk merak ediyor”.