Küçük yaşlardan itibaren yazıyla kurduğum bağ düşüncelerimi ve hislerimi ifade etme konusunda bana büyük bir özgürlük sundu. Okuma yazmayı öğrendiğim andan itibaren aileme akrostişler yazmaya başladım. İlk şiirimi ilkokul 2. sınıfta doğum günü temasıyla yazdım ve öğretmenimin olumlu tepkisi beni yazmaya daha da teşvik etti.

Güneş batmak üzereydi. Gökyüzü bugün her zamankinden daha süslüydü. Maviden uzaklaşmış, kısa bir süreliğine eflatun ve pembenin birbiriyle kaynaşmasına izin veriyordu. Hava bulanıktı; gündüz dünyayı sevgisiyle ısıtan güneşin yerini, soğuk ve ruhsuz ay alıyordu. Vapurun üst katında rüzgâr okşarken saçlarını, tenteyi geren zincirler şıngırdamaya başladı. Martılar ve ağaç dallarındaki yapraklar da bu ezgiye eşlik ettiler. Onun dışında kimse duymadı limanın senfonisini, bu orkestrayı konuşmaya değer bulmadı. Leyla böyle anlarda kendini hep bir sanat filminin içinde hissederdi. Adı gibiydi; düşlerinde yaşar, her şeye bir anlam yüklerdi. Zamanın nasıl geçtiğini fark etmedi. Ayaz bastırmış, yollar tükenmiş, vapur kıyıya yanaşmıştı.

İner inmez göğü kara bulutlar kapladı. Yağmur, dalga seslerine karıştı; dünya başka bir ezgi tutturdu. Yine yalnızca o duyuyordu, kalabalık kendi ayak seslerinde boğulmuş, koşturmacasına hiç ara vermeden devam ediyordu. Sağırlaşmışlardı sanki, en çok da kendilerine. Nereye koştukları hiçbir öyküde bilinmedi; bence onlar da emin değildi. Bir kuyruk gördü bir kedi, döndü durdu. Kedinin amacı neydi? Ne zaman bulacaktı kuyruğun sahibini? 

Zümrüt rengi, puantiyeli şemsiyesini kalabalıkla itişe kakışa açarken yüzü istemsizce gerildi. Birkaç kişiye çarptı, yalandan gülümsedi ve devam etti. Kalabalığın arasında sarı saçları parıl parıl, boncuk gözlü bir kız çocuğu takıldı gözüne. Bakışını önce eldivenlerine kaydırdı; bileğinden parmaklarına doğru uzanan kırmızı, pembe, mor şeritlere. Sonra pırasa gibi dümdüz ve altın saçlarına, en son neşeyi ve hüznü aynı anda barındıran gözlerine… İçini huzursuz eden bir tanışıklık hissetti. Senfoni durdu, orkestra dağıldı ve küçük kız gözden kayboldu.