1995 yılında Trabzon'da doğdu. Maltepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Oyunculuk Bölüm'ünden mezun oldu. Haliç Üniversitesi'nde Tiyatro yüksek lisansı yapıyor.

Ünlü Fransız oyuncu Sarah Bernhardt, Hernani oyunuyla Paris seyircisinin karşısına çıktığında, tarihler 21 Kasım 1877’yi göstermektedir. Comedie Française’e Sarah Bernhardt’ı Dona Sol rolünde seyretmeye gelen seyirciler arasında ünlü bir şair de vardır. Oyun sona erdiğinde, Sarah Bernhardt’ı büyük bir hayranlıkta ayakta alkışlayan şair, daha sonra vereceği kutlama yemeğinde, Tıp Akademisi’nin kendisine hediye ettiği gerçek bir kafatasını Sarah Bernhardt’a hediye eder; hem de el yazısıyla kafatasına bir şiir yazarak:

 

İskelet, canına ne yaptın?

Lamba, ateşine ne oldu?

Çölleşmiş kafes, şarkı söyleyen o güzelim kuşu ne yaptın?

Volkan, lavların ne oldu?

Ne yaptın efendine köle?

 

Victor Hugo'nun Sarah Bernhardt'a hediye ettiği şiirli kafatası…

Victor Hugo’nun Sarah Bernhardt’a hediye ettiği şiirli kafatası…

Gerçek bir kafatasına kırmızı bir mürekkeple şiir yazarak Sarah Bernhardt’a hediye eden ünlü şair, Hernani oyununun da yazarı olan Victor Hugo’dur!.. Victor Hugo’nun hediye ettiği kafatasını yıllar sonra, 1899 yılında bir tiyatro sahnesinde Sarah Bernnhardt’ın elinde görürüz. Fransa’da ilk kadın Hamlet olarak seyircinin karşısına çıkan ünlü oyuncu, Hamlet’teki ünlü mezar sahnesi geldiğinde elleri arasında Victor Hugo’nun hediye ettiği gerçek kafatasını tutmaktadır!..

 

Sarah Bernhardt’ın kadın Hamlet’i her ne kadar Paris seyircisinin beğenisini kazansa da, 55 yıl sonra Türkiye’de ilk kadın Hamlet olarak sahneye çıkan Nur Sabuncu aynı ilgiyle karşılanmaz. Muhsin Ertuğrul’un yönettiği bu oyun, sert eleştirilere maruz kalınca çok geçmeden sahneden kaldırılır. Oysa, aynı yıllarda Gençler Temaşa Heyeti’nin sahnelediği Hamlet oyunu büyük bir ilgiyle seyredilmektedir!..

Shakespeare’in eserleri arasından daha önce Othello oyununu sahneleyen ve Ermeni tiyatroculardan oluşan bu yarı amatör tiyatro, Hamlet’i sahnelemeye karar verdiğinde yıl 1949’dur. Hamlet rolü ise o sırada Aşot Madatyan’ın tiyatro topluluğundan ayrılan Kevork Kabaracıyan’a teklif edilir. Kabaracıyan, gelen başrol teklifini kabul ederek Gençler Temaşa Heyeti’nin kadrosuna dahil olur.

Shakespeare’in eserini sahneleyecek olmanın heyecanıyla Pangaaltı’ndaki İnci Tiyatrosu’nda buluşan tiyatrocular, büyük bir tutkuyla oyunu prova ederken akıllarını kurcalayan bir sorunla karşı karşıya kalırlar. Kevork Kabaracıyan, Sarah Bernhardt kadar şanslı değildir!.. Günler geçse de oyunun sahnelenebilmesi için gerekli olan kurukafa bir türlü bulunamaz. Uzun bir süre çözülemeyen bu sorun karşısında, gözler Hamlet oyununda Polonius’u oynayacak olan tiyatrocuya dikilir. Tiyatronun her türlü sorunlarını çözen, kostümleri temin eden ve hatta gişede bilet satıp oyunlarda rol alan bu tiyatrocu, kurukafayı nasıl bulacağı konusunda bir fikri olmasa da çaresiz bir şekilde kurukafa bulma görevini kabul eder. Günlerce düşündükten sonra aklına gelen fikri Gençler Temaşa Heyeti’nden tiyatrocu arkadaşı Yetvart Yeresyan’a anlatır ve kendisine yardım etmesini ister.

1949 yılının soğuk ve yağmurlu bir Mart gününde, eski bir İstanbul mezarlığının yolunu tutan iki tiyatrocu, yağmurdan ıslanmış bir vaziyette mezarlığa varır. Yetvart Yeresyan, mezarlığın içinde yer alan kilisede dua edip etrafı kollarken, kurukafa bulma konusunda görevlendirilen tiyatrocu ise kilisenin arka bahçesine doğru yönelir. Duvar dibinde sıralanan sandıkların yanına yaklaşarak, iskeletlerin bulunduğu tahta sandıkları korku ve endişeyle aralar. Bir müddet aradıktan sonra istediği gibi düzgün bir kafatasını bulan tiyatrocu, eline aldığı kafatasını yanında getirdiği gazete kağıdına sararak mezarlıktan koşarak uzaklaşır.

Gazete kağıdına sararak kolunun altına aldığı kurukafayla tiyatroya varan tiyatrocu, kendisini merakla bekleyen arkadaşları tarafından büyük bir sevinçle karşılanır. Hamlet’in sahnelenmesi için gerekli olan kurukafa artık bulunmuştur! 1949 yılında seyirci karşısına çıkan bu oyun başarıyla temsil edilirken seyirciler ise, bütün olanlardan habersiz bir halde, yalnızca Gençler Temaşa Heyeti’nin tiyatrocularını değil, kafatası olarak Hamlet’te rol alan eski bir İstanbullu’yu da alkışlamaktadır!..

1955 yılına kadar sayısız kez başarıyla sahnelenen bu oyun, sahnelere veda ettiğinde Gençler Temaşa Heyeti’nin oyuncuları arasında duygusal bir an yaşanır. Ne de olsa veda edilecek olan bir kafatası değil, altı yıl boyunca aynı sahneyi paylaştıkları bir arkadaşlarıdır!.. Yağmurlu bir günde, onu kilisenin mezarlığından büyük bir telaş ve korku içerisinde gazete kağıdına sararak alan tiyatrocu, bu kez özel olarak yaptırdığı şapka kutusuna koyduğu kafatasını büyük bir hüzünle kilisenin mezarlığına gözyaşları içinde bırakır. Altı yıl önce mezarlıktan korkarak aldığı kafatasını, bir arkadaşına veda eder gibi yeniden mezarlığa bırakan tiyatrocu, Türk sinemasının büyük bir ustası olan Nubar Terziyan’dır.

Nubar Terziyan, her ne kadar kurukafayı alırken sandıkta yazılı olan isme baksa da, içinde bulunduğu telaş ve korkudan dolayı okuduğu ismi aklında utamaz; unutur. Altı yıl boyunca Hamlet’te sahneye çıkan eski bir İstanbullu’nun adı bugün ne yazık ki bilinmese de, elimizde Kevork Kabaracıyan’ın İstanbullu rol arkadaşıyla çekilmiş bir fotoğrafı bulunmaktadır!

Kevork Kabaracıyan ve eski bir İstanbullu