1966’da doğdu. İTÜ Tekstil Mühendisliği’ni bitirdi. 2000 yılına kadar tekstil sektöründe, Levis’da çalıştı. Bir yerlerde bir sorun var, diyerek New York’a gitti. Yer değiştirmekle bir şeyler kazanırken, bir şeyleri de kaybettiğini gördü. Geri döndü. Bilişim sektöründe yeniden başladı. Yolu Microsoft’tan geçti. Yine bir sorun var, dedi. Her şeyi bıraktı ve yeniden başladı. Yıl 2009 iken edebiyatla ve bahçecilikle ilgilenmeye başladı. Bu daha iyi bir yoldu. İki öykü kitabı yazdı, Ağaçlar Yanıyor (2014, Notos) ve Deniz Bize İyi Gelecek (2018, Notos). Kitap tanıtım yazıları Radikal, Cumhuriyet kitap eklerinde ve edebiyat dergilerinde yayımlandı. On yıl boyunca toprakla ilgilendi, iki bahçıvanlık sertifikası aldı ve toprağın, üretimin her şeyden zor olduğunu gördü. Şehri asla terk etmedi.

Kısa öykülerden ne bekliyoruz?

 

Kısa öykü çağrımız biraz da oyun aslında. Bu yüzden koşullarımız var. Yazarken kısıtlar koymak anlatılacakları belki biraz sınırlandırıyor, fakat aynı zamanda da çağrışımları tetiklemek için uygulanabilecek yöntemlerden sadece biri.

 

Mikroscope Dergi’nin gelecek sayısı için seçilen tema, güncel sayının ‘Mercek’ sayfasında belirtiliyor. Sizden beklediğimiz öykünün temasının da dergiyle paralel olması. Dergimizin ne olmadığını da burada bir kez daha tekrar edelim. (Kalıpçı, milliyetçi, cinsiyetçi, ayrımcı, homofobik, transfobik, ırkçı, türcü değiliz…)

 

Sabit koşullarımızdan biri sözcük sayısı. Yazdığınız öyküyü en fazla 200 sözcükle sınırlandırmanızı istiyoruz. Öykü eksiltmektir aynı zamanda. Nitelikli öykülerin ne bir sözcük eksik ne de bir sözcük fazla olduğunu görürüz. O öykülerden tek bir cümleyi çekip alsak ya da eklesek denge bozulur, tat değişir. Tabii ki dilediğiniz kadar kısa olabilir, yeter ki bütün, sağlam bir metin olsun. Kısa yazmak zordur.

 

Bir de bir sahne veriyoruz. Geçmiş sayılarımızdan örnek verelim hemen burada. Belki çiçeklenen bir ağaç, belki taksiye binen birileri ya da herhangi bir şey. Her ay değişiyor bu sahne. Yine de bu sahneyi hayal gücünüz sizi nereye götürürse öyle kullanabilirsiniz. Çiçeklenen bir ağaç herhangi bir yerde, herhangi bir formda, herhangi bir gerçeklikte olabilir. Siz ne isterseniz.

 

Bazı sözcükleri mutlaka kullanmanızı istiyoruz. Oyun bu ya. O sözcükler öykünün herhangi bir yerinde mutlaka bir kez geçsin. Siz nasıl bir dünya kurduysanız, oralarda bir yerde.

 

Bazı sözcükleri de kesinlikle kullanmamanızı fakat anlatmanızı istiyoruz. En gözden kaçan koşul bu. Nasıl mı? Örneğin ‘çocuk’. Öykünüzü okurken öyle bir anlatın ki, çocukları görelim fakat sözcük olarak ‘çocuk’ hiçbir şekilde kullanılmasın. Maalesef çok sayıda iyi yazılmış öyküyü bu nedenle elemek zorunda kalıyoruz.

 

Çağrımız herkes için. Öykü yazmaya yeni başlayanlara belki küçük bir ivme, bir oyun, biraz da atölye çalışması gibi düşünülebilir. Öyküde hayli tecrübeli olanların yazdıkları ise haliyle hemen fark edecektir. Yetkin öykücülerden, üstünde uzunca konuşulabilecek öyküler çıkacaktır.

 

Son olarak da nitelikli öyküden ne anlıyoruz? Bunu birkaç cümleyle tariflemek mümkün değil elbette. İyi metinler bir sahne değildir. Öyle bir cümleler, sözcükler topluluğudur ki, orada yazılmamış, anlatılmamış bile olsa önü arkası vardır. Derinlere iner. Gökyüzüne çıkar. Geçmişi ve geleceği vardır. Dallı budaklıdır kısaca. Hemingway’in tariflediği gibi, buzdağının görünen yüzünü okuruz iyi öykülerde. Görünmeyeni de görmek okura düşer, onun zihninde öykü yaşamaya devam eder.

 

Gönderilen öykülerden beşini yeni sayımızda yayımlayacağımızı tekrarlayalım.

Yazmaya devam, öykülerinizi bekliyoruz.