1966 yılında İstanbul'da doğdu. Üniversite eğitimini İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamladı. Boğaziçi Üniversitesi'nde aynı bölümde başladığı yüksek lisans eğitimini tez aşamasında bıraktı ve yirmi altı yıl sürecek iş hayatına geçti. Şimdilerde fotoğraf çekmek, öykü okumak ve yazmak, film izlemek ve filmler üzerine yazmakla uğraşıyor. Aşk Ağustosta Güzeldi isimli ilk kitabı 2020 yılında yayınlandı. İFSAK üyesi, ifsakblog, perasinema ve Mikroscope'ta yazıyor.

Adana’da sinema sevdalısı bir öğretmen Ziya Darendeli’nin halka sinemayı sevdirmek amacıyla kurduğu Sinema Kulübü’yle tohumları atılan Altın Koza Film Festivali 22-28 Eylül arasında 32. kez gerçekleşti. Ben de bu yıl ilk kez festivale katıldım. Fakat ne yazık ki fazla zamanım yoktu. Sadece üç gün kalabildiğim festivalde beni etkileyen filmler izledim. O da bir şey mi galiba en çok etkilendiğim filmdi.

Yönetmen Pelin Esmer’in yeni filmi O da bir şey mi, Filmekimi’ndeki gösterimlerden sonra 17 Ekim’de vizyona girecek ve öyle görünüyor ki, daha çok konuşulacak. Adanalı seyirciler de, filmden benim kadar etkilenmişlerdi. Ödül gecesi Adana Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Güngör Geçer, izleyici ödülünü “Altın Koza’nın Işığı Hangi Eserde Parlayacak?” diye sorarak açıkladı. Seyirciler O da bir şey mi filmini seçmişlerdi. Altın Koza’nın ışığı O da bir şey mi filmini parlattı.

Pelin Esmer o gece Adana’dan toplam sekiz ödülle döndü. Seyirci ödülünü aldıktan sonra konuşmasında yönetmen Krzysztof Kieslowski’yi “Sinema hiçbir şeyi değiştirmez ama insanların bir şeyleri anlayabilmesini biraz sağlayabilir.” sözleriyle andı Pelin Esmer. “Seyreden insanlar bir şeyleri değiştirebilir. Filmi merdivenlerde oturarak izlediler.” Gerçekten de öyleydi. Benim orada olduğum üç günde filmlere ve söyleşilere ilgi yoğundu. Kısa filmler, çocuk seansları da dahil neredeyse gördüğüm tüm seanslar dolu geçiyordu. Bunda belki de filmlerin ücretsiz izlenmesinin de payı vardı.

Bu yıl festivalin teması “Barış ve Özgürlükler” olarak belirlendi. Barışa, özgürlüğe, umuda her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Festivalin büyük destekçisi belediye başkanı Zeydan Karalar bu yıl maalesef Adana’da değildi. Başka birçok CHP’li belediye başkanı gibi o da tutuklu. Zeydan Karalar yazılı mesajlarında da belirttiği gibi fiziken Adana’da olamasa da kalbiyle festivaldeydi.

Adana Altın Koza A.Ş Genel Müdürü Hüseyin Orhan’ın Arkaplan sanat gazetesinde yazdığı “Altın Koza’nın ışığında buluşan her film, her sahne ve her hikâye bir barış ve özgürlük çağrısıdır. Çünkü sanatın aynasında görünen hakikatin insanlığın ortak vicdanını harekete geçireceğine; nefretin, önyargının ve şiddetin duvarlarını yıkacağına inanıyoruz.” sözlerine katılmamak elde mi?

Tekrar O da bir şey mi filmine dönmek istiyorum. Filmin Pelin Esmer’in filmografisinde çok önemli bir yer tutacağı çok açık. Bunda katmanlı hikâye anlatımındaki dengenin etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum. Tabii sadece bir sinema filmi izlemiyorsunuz çünkü filmdeki kadrajlar da etkileyici.

Özellikle Pelin Esmer’e ilham veren ve filmin afişi de olan bardaki perdeden servis için uzanan elin göründüğü sahneler. Filmin mekânı olarak seçilen otel binası aslında gelip geçici olmayı anlatıyor ama filmin değindiği hikâyelerden bir tanesi kalıcı olan, bir türlü yıkılamayan tutucu dünya görüşünün kadına yansıyan haliyle ilgili. Ayrıca bu otel içinde bir de sinema barındırıyor.

O sinema Sökeli Aliye ile İstanbullu yönetmen Levent’i de buluşturuyor. Levent’in modern şehirli erkek ve de yönetmen bunalımlarıyla Aliye’nin hayal dünyası bir gün gerçek dünyada da buluşuyor. Pelin Esmer tüm karakterlerine eşit davranıyor. Hikâye Levent ve Aliye etrafında dönüyor gibi görünse de, örneğin barın müdavimleri olduğu anlaşılan ekibin arasında Nur Sürer’in canlandırdığı karakterin hikâyesini de merak ediyor.

Pelin Esmer, kendisiyle yapılan bir söyleşide “soru sorduran, bitmeyen, beni filmle baş başa bırakabilecek, düşündürecek filmleri seviyorum” diyor. “Bazı soruları sorduracak, onlarla cebelleştirecek… Çünkü daha uzun ömürlü oluyor.” diye de ekliyor.

O da bir şey mi… Ne bir şey mi? Ne olmuş da böyle söylenmiş? Ne olur da diğerini aratır? Ya da geçer gider, unutulur… O da bir şey mi; öyle bir film ismi ki, söylendiğinde zihnimizde devamı geliyor. Size de oluyor mu bilmem ama ben her seferinde bu cümleyi tamamlıyorum. “Ben daha iyisini yaparım, babam neler yaşadı, annem bu hayatta neler gördü, geçirdi” gibi. Bu liste uzar gider. Sizin de “O da bir şey mi”leriniz var mı?

O da bir şey mi, ben bir keresinde havaalanına beni karşılamaya gelen genç adamın yaptığı şakayla kaçırılıyorum sanmıştım. O da bir şey mi, annem upuzun pardösü örmüştü gibi… Örnekler çoğaltılabilir. Sonuçta film Pelin Esmer’in hayalindeki gibi izledikten sonra da uzun süre akılda kalıyor.

Adana bu yıl festivalde “Barış özgürlük umut” dedi… Bunlara ne kadar çok ihtiyacımız var. Bir kadın yönetmen, erkek karakterlerin arasında var olan, hiç de ezilmeden duran kadın karakterleriyle Adana’da bu yıl festivalin en çok konuşulan yönetmeni oldu. Umut etmek için çok sebebimiz var.

Ahh! Aliye ahh! Hani sen diyorsun ya: “Şu dünyada kaç kişi hayal ettiği hayatı yaşar ki!” Barış ve özgürlük, umutlarımızı kaplıyor, bir de hayallerimizi. Onlar geldi miydi değmeyin keyfimize.

* Levent karakterinin tüm bunalımlarını Timuçin Esen izleyiciye gayet içten geçiriyor.
** O da bir şey mi filminde ilk kez oyuncu olarak sinemaya adım atan Merve Asya Özgür, Sökeli Aliye karakteriyle “Türkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyuncu” ödülünü aldı.