Yazar. Ayrıca Medyascope'ta Zeytin Dalı ve Sabun Köpüğü programlarını hazırlayıp sunuyor.

Prof. Dr. Ahmet Erözenci, “Plasebo: Bir Yalancı Mutluluk Romanı” adlı kitabını anlattı. Kitabının mizah unsurları barındırdığının altını çizen Erözenci, mizahın en iyi muhalefet olduğunu söyledi:

“Mizah Nasrettin Hoca’yı, Aziz Nesin’i doğurmuş. Bence kendine gülmek de büyük meziyettir. Mizahtan korkmamak gerekir. Tarihe baktığımızda mizaha izin veren diktatör yoktur. Çünkü korkarlar. Bu sebeple kitabıma mizahi yönü var diyorum.”

Ahmet Erözenci ile söyleşi | Plasebo - Bir Yalanci Mutluluk Romanı (Video)

Neden plasebo?

Plasebonun etimolojik olarak “memnun edeceğim” anlamına geldiğini söyleyen Erözenci, tıpta da buradan hareketle kullanıldığını söyledi.

Erözenci, “Araştırmalarda bir ilacın gerçekten etkili olup olmadığını anlamak için, ilaca görünüş olarak benzeyen ancak etkin maddesi bulunmayan kapsül ya da tabletler veririz. Buna plasebo denir. Bir anlamda yalancı ilaçtır. Buna rağmen plasebo verilen bazı vakalarda da gerçekten yanıt alındığını görürüz. Bu da insan vücudunun şaşırtıcı özelliklerinden biridir” diye konuştu.

Kitabına “Plasebo” adını vermesinin sebebinin, kelimenin anlamı olduğunu söyleyen Ahmet Erözenci sözlerine şöyle devam etti:

“Bir zamanlar Avrupa Birliği’ne gireceğimiz, ileri demokrasiyi yaşayacağımız yönünde güçlü umutlar vardı. Ancak bugün itibarıyla bu beklentilerin gerçekleşmediğini görüyoruz. Buna rağmen ilginç bir şekilde mutlu olan bir kesim var. Öte yandan, mutsuzluğa odaklanan bir kesim de bulunuyor. Bununla bağlantılı olarak ‘nocebo’ diye bir kavramdan söz etmek gerekir. Nocebo, plasebonun tam tersidir. Kişinin bir şeyin kendisine zarar vereceğine inanması ve bu nedenle onu olduğundan daha zararlı algılamasıdır. Dolayısıyla karşımızda büyük bir bölünme var: Bir yanda adeta yalancı bir mutluluğa inananlar, diğer yanda sürekli zarar göreceğini düşünenler. Aslında bu kitap, tam da bu iki kesimin hikâyesini anlatıyor.”