Zeytin Dalı’nın bu bölümünde, Aslı Güneş, Nobel Edebiyat Ödüllü Fransız yazar Annie Ernaux’un eserlerini sınıf, dil, utanç ve kolektif hafıza üzerinden Müge İplikçi’ye değerlendirdi. Güneş, Ernaux’un romanlarında bireysel deneyimin nasıl toplumsal bir hafızaya dönüştüğünü, sınıf atlamanın yarattığı kırılmayı ve bu kırılmanın edebiyatta nasıl bir dile dönüştüğünü anlattı.
Zeytin Dalı’nda bu hafta Müge İplikçi, konuğu Aslı Güneş ile Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Annie Ernaux’un eserlerini ele aldı. Aslı Güneş, Ernaux’u özgün kılan temel noktanın otobiyografiyi bir ben anlatısı olarak değil, kolektif bir deneyim alanı olarak kurması olduğunu söyledi:
“Otobiyografi okurken insan kendi biricik deneyimini düşünür ama Ernaux’da bu hemen toplumsala açılıyor. Hiçbir zaman ‘çok farklı coğrafyalardayız’ diyemiyorsunuz. Özellikle kadınlar açısından yaşanan yoksulluklar, çileler, sınıf baskıları çok ortak. Annie Ernaux’u okurken hep şunu düşündüm, biz başka bir yerde değiliz, aynı hikâyenin içindeyiz.”
“Okul ile ev arasında hiçbir bağ yoktu”
Aslı Güneş, Annie Ernaux’un işçi sınıfı bir aileden gelmesini ve yazıyla kurduğu ilişkiyi, sınıf atlamanın yarattığı dil kırılması üzerinden ele aldı. Ernaux’un metinlerinin merkezinde, okulda öğrenilen dille evde konuşulan dil arasındaki kopuş olduğunu belirten Güneş, “İşçi sınıfı ailesinin oturma odasıyla okul arasında hiçbir bağ yok. Evde kullanılan tek bir kelime okulda geçmiyor. Sanki Fransızca değil de başka bir dili sıfırdan öğreniyorlar. Yazmak bir ayrıcalık haline geliyor ama aynı zamanda bir suçluluk duygusu yaratıyor. Çünkü, o yeni dille dönüp aileni anlatacaksın” dedi.
Aslı Güneş, Annie Ernaux’un “ben” yerine “biz” ve “o” anlatıcılarını tercih etmesine dikkat çekti:
“Bugünün çok satan romanları genellikle birinci tekil şahısla yazılıyor. Bana hep narsistik bir özne gibi geliyor bu. Kendinden yola çıkıp yine kendine dönen, dünyayla bağını koparan bir anlatı. Ernaux’un ben anlatıcıdan kaçması tam da bu yüzden çok politik. Tarihsellikten kopmamak istiyor.”
“Sınıf atlamak ihanet ve şiddet üretiyor”
Sınıf atlamanın yarattığı utanç ve şiddet meselesine değinen Güneş, Ernaux’nun metinlerinde bu duygunun sürekli geri döndüğünü vurguladı:
“Sınıf atlamak sadece bir başarı hikâyesi değil. Aynı zamanda ihanet ve şiddet üretiyor. Kullandığın dil, ailene istemeden şiddet oluyor. Onların bilmediği kelimeleri kullanıyorsun, onların hiç girmediği mekânlara giriyorsun. Bu mesafe Ernaux için çok acı verici.”