Yazar. Ayrıca Medyascope'ta Zeytin Dalı ve Sabun Köpüğü programlarını hazırlayıp sunuyor.

 

Zeytin Dalı’nın yeni bölümünde Müge İplikçi’nin konuğu Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk oldu. Videoda Türkiye’de yayıncılığın geldiği nokta değerlendirildi. Kocatürk, “Sansür sadece yasakla değil, ekonomik baskıyla da yapılır ama biz konuşmaya, yayımlamaya devam edeceğiz” diye vurguladı.

Müge İplikçi’nin konuğu Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk, yayıncılık sektörünün geleceğini değerlendirdi. Kocatürk Türkiye’de yayıncılığın büyük bir kırılma döneminde olduğuna değindi. Yayıncılığın sadece ticari bir alan değil aynı zamanda kültürel bir mücadele alanı olduğunu söyleyen Kocatürk, “Kitap, fikirlerin dolaşımını sağlar. Ekonomik kriz, kâğıt maliyetleri, sansür baskısı derken yayıncılar artık nefes alamaz hale geldi. Ama buna rağmen üretim devam ediyor. Çünkü kitap, vicdanın alanıdır” dedi.

Okur ve yayıncılık arasındaki bağa değinen Kenan Kocatürk, okurun sadece alıcı değil, sürecin bir parçası olduğunu vurguladı:

“Yazar yazıyor, yayıncı yayımlıyor ama okur tamamlıyor. Okurun vicdanı, yazarın pusulasıdır. Eğer toplumda vicdan kalmazsa edebiyat da yönünü kaybeder. Bu yüzden okura düşen görev sadece okumak değil, düşünmek ve sorgulamaktır.”

Mühendislikten yayıncılığa

İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Kenan Kocatürk, hayatının yönünü kitapların değiştirdiğini söyledi:

“Ben mühendislik okudum ama kitapların dünyasında nefes aldım. Üniversitedeyken bile teknik çizim yaparken bir yandan yanımda kitaplar olurdu. Mühendislik bana sistem kurmayı öğretti, ama ruhumu doyurmadı. Kitaplar bana insanı, vicdanı, toplumu öğretti.”

Sansür baskısı

Kenan Kocatürk yayıncılıkta son yıllarda artan baskılara değindi. Sansürün yalnızca yasaklamalarla değil, ekonomik yollarda da uygulandığını söyleyen Kocatürk şöyle devam etti:

“Bugün kimse çıkıp açık açık ‘Bu kitabı yasaklıyorum’ demiyor ama döviz kurları, kâğıt fiyatları, baskı maliyetleri, bandrol süreçleriyle o kitabın basılmasını imkansız hale getiriyorlar. Bu da bir tür sansür. Yayıncı artık neyi yayımlayabileceğini ekonomik ve politik dengelere göre düşünmek zorunda kalıyor.”

Edebiyatın baskı ortamında nasıl ayakta kaldığını anlatan Kocatürk, “Edebiyat, umudun en rafine hâlidir. Baskı dönemlerinde yazarlar daha yaratıcı olur. Çünkü sözcüklerle, sembollerle, metaforlarla gerçeği yeniden kurarlar. Bizim görevimiz bu sesi korumak, o sesi susturmaya çalışanlara inat yeni kitaplar yayımlamaktır” diye konuştu.

Kenan Kocatürk, “Gençler kitap okumuyor deniyor ama bu doğru değil” diyerek gençlerin okuma alışkanlığına dair şu değerlendirmeyi yaptı:

“Gençler okumayı başka mecralara taşıdı. Dijital kitaplar, sesli kitaplar, kısa metinler… Asıl mesele, bu yeni dilin edebiyatla bağını kurabilmek. Bizim görevimiz gençleri suçlamak değil, onlarla birlikte yeni bir dil kurmaktır.”

Müge İplikçi’nin “Yayıncılığın geleceğini bir cümleyle özetler misiniz” sorusuna Kenan Kocatürk, “Yayıncılık, baskıya rağmen inatla konuşmaktır. Biz konuşmaya devam edeceğiz. Çünkü her kitabın içinde, susturulamayan bir insan sesi vardır” cevabını verdi.