Zeytin Dalı’nda bu hafta Müge İplikçi’nin konuğu yazar Menekşe Toprak oldu. “Peri” adlı romanını anlatan Toprak, kitabı yazmanın temel dürtüsünün yetişkinliğe ulaşmış istismar mağdurlarının ifşaları olduğunu belirterek, “Yazıyla kendini var eden bir insanın çevremizde olup biteni görmemek ve bunun üzerine gitmemek gibi bir lüks olabileceğini düşünemiyorum” dedi.
Romanın edebi referanslarından birinin Vladimir Nabokov’un Lolita’sı olduğunu belirten Toprak, Lolita’yı yıllar içinde üç kez okuduğunu ve son okumada anlatının istismarı nasıl estetize ettiğini fark ettiğini söyledi. “Bu kez ben kızın tarafındayım. Hikâyenin çocuğun gözünden anlatılması gerektiğini düşündüm” diyen Toprak, Peri’nin bu düşünceden filizlendiğini söyledi.

“Peri” ne anlatıyor?
12 yaşında istismara uğrayan Peri’nin, 23 yaşına kadar uzanan hikayesini Menekşe Toprak şöyle anlattı:
“Aslında Peri 12 yaşından itibaren hayatının akışı çeşitli manipülasyonlarla elinden alınmış, yön değiştirilmiş bir genç kız. Babasız, bir çocuk en büyük şanssızlıklarından biri de odur. Annesi bütün gün otellerde çalışan bir kadın. Hayatın her yerinde ilişerek yaşayan insanlar bunlar. Yani yaşadıkları yerde baba öldükten sonra bir zeytin tarlasının ortasındaki bir evde, neredeyse zeytin tarlasına bekçilik yapmak amacıyla dilsiz bir yaşlı halanın yanına yerleştirilmiş bir anne kız bunlar. Böylesi bir yoksulluktan ve kimsesizlikten gelince şeye de çok açık olabiliyorsunuz. Başkalarının gözüyle her türlü istismara da hazırlanmış gibi oluyor. Çocukluğu 12 yaşından itibaren bir istismarcı tarafından alınmış ve o istismar bittiği halde onun etkisiyle hayatını sürdüren İnsanlara yeterince dokunamayan, arkadaşlık kuramayan çünkü bir utançla yaşayan bir çocuk, genç kız. Peri’yi böyle anlatabilirim.”
“Yazmaya devam edeceğiz”
Epstein vakası gibi küresel örneklere de değinen ve kayıp çocuklarla ilgili “Korkunç rakamlardan söz ediyorlar. Bu çocuklar nerede?” diyen Toprak, çocukların ve kadınların başına gelenleri görünür kılmak için adına yazmaya devam edeceğini söyledi.
Kendisine bu romanı yazarken çekinip, çekinmediğini soranlara Menekşe Toprak şu yanıtı verdi:
“Hayır hiç çekinmedim. Belki 10 yıl önce olsa böyle bir şeyi yazmak aklıma gelmezdi ama bence artık tam zamanı. Çocuklar,kadınlar -sadece kız çocukları değil erkek çocuklar da- bu konuda böylesi korkunç yaratıklar tarafından mağdur ediliyorlar. Bunun bir çözümü de yazarak, söyleyerek ifşa etmek.