Bitmiş olmanın özgürlüğü adlı bir serginin en gözde eseri gibiyim. Bütün gözler üzerimde. Küçük bir serçe parmağın salyangoz şekli üzerinde yerleşmiş bir hayattan, bir anlığına vazgeçiyorum. Belki de vazgeçilmez olduğumu sandığım noktada parçalanıyor hücrelerim. Sessizce çekiliyorum içime.
Şimdi bir umut demekten başka seçeneğim yok gibi. Beni sessizliğimle baş başa bırakın demekten korkar gibiyim. Beni aydınlığa kim kavuşturabilir, özgürlüğümü bana kim yeniden verebilir? Kendimle çelişiyorum.
Yorgunum biraz, sanırım dinlenmem lazım. Sesimi duyan yok mu?