Ben Ertuğrul Atlıhan. 26 yaşındayım. Endüstri Mühendisiyim, İstanbulda yaşıyorum ve yazabilmenin hayalini kuruyorum.

Perdeyi çekseymişim keşke oturmadan, bu sıcakta neden gelmek zorundayız ki buraya? Divanın minderi sırtımı acıtıyor. Amcam ne zaman Rıfat Abi’yi bırakacak ki? Rıfat Abi top oynayacağımıza söz vermişti. Her bayramda aynı şey oluyor. Köye babamın zoruyla geliyorum, bütün gün yaz sıcağında evde oturup pinekliyorum. Keşke amcamın bakkalı olmasaydı. Belki biraz büyüsem ben de amcamın bakkalında Rıfat Abi ile dururum. Hem ona rafları dizmesinde yardım ederim, işi çabuk biter, top oynamaya gideriz. Hem bakkalda teypten müzik de çalıyor. Her şey dedemlerin evinde tek başıma oturmaktan iyidir. Dedemleyken gazetedeki bulmacaları çözerdik. Belki çekmecede resimli bulmaca bulabilirim.

Aha, işte var.

Dedemin gözlüğü de burada. Bir keresinde mahallede, cam ve güneş ışığı ile kâğıttan duman çıkartmayı öğrenmiştim. Yine olur mu acaba? Önce bulmacadaki en siyah yeri bulmam lazım. Sonra güneşe göre camı oynatmam lazım. Işık kâğıdın üzerinde halamın bileziği gibi oldu. Böyle olmuyordu, ışığın daha küçük olması lazım. Uzaklaştırınca daha da büyüyor. Aha şimdi küçülüyor. Oluyor sanırım. Duman ne güzel çıkıyor, çay bardağındaki gibi. Siyah yer hemen duman çıkartıyor ama beyaz yerler daha geç oluyor. Sayfaları kat kat yapsam daha çok duman çıkar mı acaba? Evet çıkıyor. Hatta şimdi gözlüğü tutmasam da yanıyor. Şunlara üflesem sönerler mi acaba? Divana yatacağım sanırım biraz.