Yazar. Ayrıca Medyascope'ta Zeytin Dalı ve Sabun Köpüğü programlarını hazırlayıp sunuyor.

Mikroscope’a dair bir ilk söz

 

Detaylar sırları eleverir. Mikroscope, belki bu yüzden. Belki de çok daha ötesi. Buna bizler kadar, zaman karar verecek.

 

Zaman deyince, biraz gerilere bakmak elzem. Bundan iki sene kadar önce gençlerle başka ama buna benzer bir mecranın yolculuğunu yapmıştık. İstanbul Bilgi Üniversitesi bu konuda ev sahipliğini üstlenmiş ve Eşik diye ilginç bir derginin oluşmasına katkıda bulunmuştu. Genç gazeteci adayları ve çiçeği burnunda edebiyatçılarla kesişen yolumuzun, bir bitirme projesi olarak temeli atılan Eşik tarafından, başka bir başlangıca bizleri taşıyacağını o sırada bilemezdik. Yine o sırada, Pandemi’nin dünyamızı kasıp kavuracak bir başka eşik olduğunu da bilmiyorduk elbette. Her ne kadar kalemlerimizden süzülen yazılar, aslında ‘bir biçimde orada’ olduğumuzu eleveriyor olsa da, yine de bu kadarını tahmin etmek mümkün değildi. Bilinçaltının yansıttığı hemen hemen bütün kurgularda bildiğimiz tek şeyse kalemin gölgesinin, bizi, bir çölün ortasında, gerçek diyebileceğimiz tekinsiz ve büyüleyici bir serabın kıyısına bırakmış olmasıydı. Bu hayali kıyıyı ve bizi oraya sabitleyen ortak pusulayı, yani yazıyı sevmiştik. Dünya su alıyordu ama yazının prizmasından süzülen her ne varsa bizlere bambaşka bir buluşma vaat ediyordu. Epeyce buluştuk.

 

Derken öğrenciler teker teker mezun oldu; benim yolumsa başka bir yere evrildi. Artık hoca değildim. Kuruluşundan itibaren yapımcı olarak yer aldığım Medyascope’a daha çok ağırlık vermeye başladım. Pandemi ile daralan mekânlar, yeni rüyaların anlamlarını farklı mecralarda çözmemiz gerektiğini söylüyordu.

 

Tam da bu yüzden Pandemi ilerledikçe yeni bir dergide buluşma fikri, giderek daha çok cazip hale gelmeye başladı. Onur Aydın ve Tuğba İçer ile başlayan halkamız genişledi ve bu ilk sayıyı oluşturacak çaplı bir sese dönüştü. Bu sesin giderek büyümesi, olgunlaşması ve kendi sesiyle farklı sesleri buluşturan bir çarşı içi renkliliğine dönüşmesi ise özlemlerimizden biri.

 

İnancım o ki, Mikroscope, şimdiden birçok insanın emeğinin buluştuğu-buluşacağı bir mekân olmaya aday. New York’tan desteğini esirgemeyen Ateş Gündoğdu ve web sayfamızın en keyifli bir biçimde sizlerle buluşmasına önayak olan Eylül Görmüş’ün çabaları olmasaydı, görselliği ikinci plana atmış bir adımın kaderine boyun eğmiş mecrası olacaktık! Bir online dergi olmanın dezavantajlarını, avantaj hanesine taşımanın adımlarını onlardan öğrendik, öğrenmekteyiz.

 

Bu anlamda Mikroscope’un ilk sayısı, deneyimle yolu, yolla keşfi birleştiren bir temayla okuruna merhaba diyor. Gençlik… Okuyacağınız bütün yazılarda, bundan sonraki rotamızı belirleyecek ve bizim de kaçınılmaz olarak heves ve merakla mercek altına alacağımız sayısız tema saklı. Gücümüz ve soluğumuz yettiğince hepsine değineceğiz. Yaşamın içinden geçerek mercek altına alacağımız bu temaların, bize bu günün dinamiklerini anlatmasını istiyoruz. Tüm bunları aktarırken ise genç bir soluğun heyecanını içimizde taşımak en önemli paydalarımızdan biri. Biz kimiz sorusuna verilebilecek cevaplar da burada saklı sanki. Aslında biz kimiz sorusuna verilecek cevaplardan çok, biz kim değiliz sorusuna verilecek cevaplar…

 

O halde biz kim değiliz?

 

Kalıpçı, milliyetçi, cinsiyetçi, ayrımcı, homofobik, transfobik, ırkçı, türcü değiliz…Bakmak değil görmek için buradayız. Edebiyat çıkış noktamız ama aynı zamanda perspektifimizde yaşam da var. Kısaca, Mikroscope’ta, konulu haberlere ve röportajlara bol bol rastlayacaksınız. Teknolojinin bize sağlayacağı olanakları farklı yollarla size aktaracağımız çalışmalara da tanıklık edeceksiniz. Zira sınırları kabul etmeyen, bir ihtimalin daha olduğuna inanan, yeniye ve farklı olana açık, sorgulayan ve sorular soran, görülmemiş alanlara temas etmeyi seven, edebiyata düşkün genç ya da genç kalmayı seven dinamik bir ekibiz.

 

Bu dergiyi yaşama bırakma isteği içimizde netleştiğinde, benim gibi birçok insanı derinden etkileyen kırk yıllık hocamız, yirmi yıllık dostumuz Pesen Şentürker’i bir bahar gününde kaybediverdik. Onu en çok sevdiği mor çiçeklerle uğurlarken gençliğimizin de koca bir parçası onunla gidiverdi. Kalanlardan küçük bir buketi bu dergiyle birlikte ona sunmak istedim, istedik. Onun genç insanlara duyduğu inancı pekiştirmek adına… Böyle başlamak, böyle devam etmek. Onun bunu hissettiğine eminim.

 

Ve şimdi yola revan olma zamanı. Yeni bir zamana…

Bu sayıya katkıda bulunan kalemler…

Latife Tekin

Selda Coşgun

Pelin Denizli

Onur Aydın

Gülümsün Tansev

Mertcan Karacan

Simay Ber Baran

Tuğba İçer

Ali Deniz Çakır

Özge Elvan

Selen Şiriner

Anjelic

Berk Noyan

Tamer Durak

Damla Kızıldağ

Mehmet Ali Yıldırım

Pınar Tahirler

Selin Aktaşoğlu

Nihan Ulusoy

Kübra Çiğdem İnal

Mia

Kaan Kuleli

Ezgi Cemre Er

Berna Kuleli

Burak Tatari

Cem Özel

Müge İplikçi