Yazar. Ayrıca Medyascope'ta Zeytin Dalı ve Sabun Köpüğü programlarını hazırlayıp sunuyor.

Zeytin Dalı’nda Müge İplikçi, Can Yayınları dizi editörü Abdullah Ezik’i konuk etti. İplikçi ve Ezik, Sait Faik Abasıyanık’ın “Az Şekerli” kitabından hareketle yazarın edebiyat dünyasını ve Türk edebiyatındaki yerini ele aldı.

Ezik, Sait Faik’i çok sevdiğini ve çok önemsediğini belirterek, yazarın Türk edebiyatının en önemli ve vazgeçilmez isimlerinden biri olduğunu söyledi. Can Yayınları’nın, telif süresinin dolmasının ardından Sait Faik’in kitaplarını yayımlamayı özellikle önceliklendirdiğini ve çok istediğini ifade etti:

“Sait Faik birçok açıdan bizim için çok kıymetli ama bana kalırsa 7’den 77’ye yayınladığı, yaşadığı dönemden bugüne bu kadar çok okunan, bu kadar çok sevilen ve herkes tarafından, kadın-erkek, çocuk-yetişkin fark etmeksizin okunan çok az yazardan biri.”

Ezik, Hikâye Peşinde, Kalenikta, Aşiyan Müzesi ve Genç Edebiyatçılar üzerinden Sait Faik Abasıyanık’ı yazarlık bilincini değerlendirdi. Sait Faik’in büyük olaylar yerine sıradan insanların hayatından, sokaktan, vapurdan, kahveden ve gündelik karşılaşmalardan nasıl edebiyat çıkardığını yorumladı.

Ezik, bir imparatorluğa doğan yazarlardan birisinin de Sait Faik Abasıyanık olduğunu düşündüğünü anlattı:

“Çünkü bir imparatorluğun çöküşü bizim bugün bence anlayabileceğimiz bir konu değil. Bir imparatorluğun çöküşüne, ardından çok çok uzun yıllar devam etmiş birtakım savaşlara, ardından da daha yeni yeni kurulmuş bir cumhuriyete tanıklık etmiş ve işte ölümüne kadar, 1950’li yıllara kadar da hep bu ülkenin gerçekten bir vatandaşı olarak birçok anlamda elinden geleni yapmış bir yazar Sait Faik.”

Baştan sona bir travma

Ezik, İplikçi’nin “Baştan sona bir travma aslında bu değil mi?” sorusuna “Bir asrın eşiğinde doğanlar, bence o travmalardan kurtulmak da, onlarla yaşamak da kolay değil. Bunun içerisinde kendi yolunu bulmak en önemli şeylerden birisi ve bence Sait Bey’i bugün en önemli yapan şeylerden biri de bu. O küçük insanla beraber kendini bulmuş ve edebiyatta buna bir temsil, bir karşılık üretmeye çalışmış yazarlardan birisi” cevabını verdi.

Programda ayrıca Sait Faik Abasıyanık’ın İstanbul’a bağlılığı, yalnızlık ve sürgünlük duygusu, ölüm korkusu, edebiyattaki umut ve neşe duygusu da konuşuldu.