1999 yılında İstanbul'da doğdu. Çocukluk yıllarında tiyatroyla ilgilendi; yazmak ise hayatının değişmeyen tutkusu oldu. 2018 yılında Kadıköy Anadolu Lisesi'nden mezun oldu. Fransızca ve İngilizce öğrendi.

 

2024 yılında hukuk alanındaki lisans eğitimini tamamladı. Ancak iletişim alanında ilerlemek istediğine karar verdikten sonra bu doğrultuda farklı kurumlarda staj yaptı. Hâlen bir reklam ajansında metin yazarı olarak çalışmaktadır.

Unuttu beni, zaten başta istememişti beni; biri söylemese varlığımı bile hatırlamaz. İlk sahibimin annesiydi, çocukları ısrar kıyamet tutuşturmuştu beni eline. İlk başta bana doğru düzgün dokunmadı bile: “Çok oynama, düşer parçalanır,” dedi. Bir gün Müge Hanım: 

“Anne, bak sana YouTube yükledim. Burada bir sürü hikâye var. Radyo tiyatrosu gibi, arkası yarın gibi…”

“Amaan, önce gözler gitti, yakında da kulağım gider. Ne okuyabiliyorum ne izleyebiliyorum ne gezebiliyorum. Rahmetli babanla ne güzel gezerdik her yeri. Ne sineması kalırdı ne sergisi.”

Mavi gözleri uzunca bir süre uzağa daldı. Çayın altını kıstı, balkona açılan pencerenin dibindeki tekli koltukta oturdu; çayını içerken tüm zarafetiyle serçe parmağını kaldırdı. TRT 2’deki programı başlayana kadar evden çıt çıkmadı. 

Bana gelince… Ben, ben gariban bir emekli telefonuyum. Anlayacağınız bana bayağı bir süre gelemedik. Ben yeri gelir günlerce bu şekilde kıpırdamadan bir elektriğe muhtaç yaşadım. Yavaş yavaş ısındı bana. İlk etkileşimimiz Facebook’tu. Selimiye’deki öğretmen emeklisi Nurten, yeşil pasaportuyla Paris’e gitmiş; çocukları ne hayırlı evlatmış, âdetleri garipmiş, yemekte salyangoz bile yenilirmiş. 

Sonra pazara, doktora gitti diye kaçırdığı programları izlemeye başladı. En sonda da kızına uydu, o öyküleri dinledi. Doktoru göz egzersizi yapmasını istemişti zaten; hoş sesli adam okudu, bizimki kitaptan takip etti. Birden şevklenir, birden yorulurdu. 

Bence onu anlayan tek kişi vardı: Aynı gözleri paylaştığı tek Mavi. O afacan anneannesine hayatının sırrını, kaçmanın bir yolunu vermişti: Beni uçak moduna almayı, sonrasında Wi-Fi’dan o şarkıyı açmayı anneannesine öğretmişti. Şimdi de umut, gelecekte de… 

Blue eyes tell me what you wanted to be

When you grew up