Biraz insan, çoğunlukla deli.

Okumayan kalmamıştır gerçi ama kaldıysa eğer, Dostoyevski’nin Beyaz Geceler’ini alsın eline. Ben bu tecrübeyi Haziran 2005’te yaşadım. O dönem kitap okuma serüveninin çok başındaydım. Yazmak deyince zaten, o henüz hiç yoktu bende. Her başlangıç gibi, kitap okumaya da alışmak için daha fazla okumak gerektiği bilinci ile oturdum yatağa. Daha önce okuduğum iki Dostoyevski romanına göre, dili daha hafif olan Beyaz Geceler’in, beni bambaşka bir dünyaya götüreceğinden o zamanlar habersizdim tabii.

 

Beyaz geceler; Kuzey Kutbu’na yakın yerlerde, özellikle de 21 Haziran’a doğru yaşanan bir doğa olayı. Kutup bölgesinde Güneş, bir taraftan doğarken diğer taraftan battığı için hava hiç kararmazmış orada; Dostoyevski’nin yalancısıyım ben. 

 

Henüz öğrenciliğin, bilhassa da üniversite öncesi öğrenciliğin nimetlerinin farkında olmadığımdan, ÖSS sebebiyle beyaz geceleri tecrübe etme hayalimi beş yıl kadar ertelemek zorunda kaldım. Haziran 2009… Ve İstanbul’a geleli daha bir yıl olmuş. Hazırlık sınıfının sınavları bitmiş ama gelin görün ki, yaz okuluna da kalınmış. Yaz masraflarını çıkarmak için yarı zamanlı bir iş bulunmuş ve çalışılacak. E, şimdi kim kalkıp da Rusya’ya uçak bileti alacak? Hem İngilizceyi de hâlâ tam biliyor sayılmam. Kalsın, sonra bakarız artık. İşte bu gerekçelerle bir yıl daha erteliyorum hayalimi. Tam da Türkiye-Rusya arası doksan günlük seyahatlerde vizenin kaldırıldığı yıl. Ha, bir de pasaport ücreti tabii! Kim bilir kaç para olmuştur bir pasaport çıkarmak? 2010-2014 arası finaller, telafiler, bütünlemeler ve yaz okulu denklemi derken yine bir başka bahara kalıyor hayaller. Ve 2014 yılında nihayet mezuniyet! Ama yine finaller, mezuniyet töreni, vs. “Tamam, seneye kesin gidilecek!” diye not alınıyor ancak bir sonraki sene bu planın Ramazan ayına denk geldiği fark edilip 2017’ye kadar her şey yine erteleniyor. 2016’da Rus uçağı düşürülünce al sana bir engel daha! Şimdi kim gidecek de, Rusya vizesi alacak da,…. 2018 aslında tam uygun zamanmış, bilmiyordum. Bilsem, hazır arada pasaport sorunumu da halletmişken bilet alıp gidebilirdim. Ama insanı batağa sürükleyen lanet olası işler! Hayaller Saint Petersburg, gerçekler memleket! Bir de 2018 Dünya Kupası var. Hayallerimden o kadar uzağım ki, Fransa ‘98’den bu yana ilk defa bir Dünya Kupası’nı takip edemiyorum. Bugün bile Rusya 2018’den kalan bir anı yoktur aklımda. Bu sıkışmışlığı 2019’da fark ettiğimde artık karar veriyorum ancak bu defa da zamanlama problemiyle karşı karşıyayım. Beyaz geceler için plan, beyaz geceleri içeren tarihten önce yapılmalı. Bunun üzerine ilk defa vazgeçmeyip strateji değiştiriyorum ve İtalya’ya gidiyorum, beyaz geceler hayalimi bir yıl daha erteleyerek tabii. Ve işte o tarih geliyor! Yıl 2020. Herkesin birbirine dokunmaktan korktuğu, herkesin kaçacak delik aradığı, Çin’in Wuhan kentinde ilk kez görüldükten sonra bütün dünyayı etkisi altına alan Covid-19… “2022 yılı tam fırsat!” derken üstüne Rusya-Ukrayna savaşı patlak veriyor! Şimdi gel de, Rusya’ya git!

Siz bu yazıyı okurken ben Çeşme ya da Bodrum hayali kuruyor olacağım ve 2018’den bu yana ilk defa tek başıma kaldığım için, İstanbul’da koşturmaya devam edeceğim. Bu gündemle, bu kurla nereye gidiyorsun zaten? Olsun, beyaz geceleri rüyada bile yaşamak güzel.