Erenköylü bir ailenin kızı olarak İstanbul’da doğdu. Avusturya Lisesi’ni bitirdikten sonra çevirmen olarak çalışmaya başladı. "Bütün Dünya" ve "Elele" dergileriyle çeşitli firmalarda sözlü ve yazılı tercümanlık yaptı. Emekli olduktan sonra öykülerine daha fazla zaman ayırabildi. "Mavi Öyküler", "Her Zamanlı Kadınlar" ve "Gölgem Gölgelere Karıştı" adında üç öykü kitabı; ayrıca "Mavi Bebek Masalları" adında bir çocuk kitabı vardır. Kızı ve torunuyla birlikte hâlâ Erenköy’de oturuyor.

Son yıllarda edebiyatın hangi yöne evrildiğinin hepimiz farkındayız. Özellikle gençlerle birlikte yaşayanlar bu değişimi çok daha net gözlemleyebiliyor. Artık okumaktan çok kaydırmak ön planda. Hibrit formlar, kısa ve eğlence odaklı yazılar ve kişisel ilgi alanlarına yönelik niş içerikler ekrana sıkıştırılmış durumda okura sunuluyor. Zamanın ruhu değişen güzellik algısında, asosyal yaşam biçimlerinde, iletişim kopukluğunda ve bence en önemlisi ekran bağımlılığında kendini gösteriyor.

Buna karşılık, geleceğin anlatım biçimlerinin tam karşısında duran geçmişin okuma alışkanlıkları, benim gibi belli bir yaşın üzerindeki okurların edebiyatla kurduğu ilişkiyi belirlemeye devam ediyor.

Sizlere son okuduğum kitaptan söz etmek istiyorum. Elfriede Jelinek, çağımızın özgün, ayrıksı ve çok iyi tanınmayan bir yazarı. Sayısız ödüle layık görülmüş, neredeyse yazdığı her eser ödüllendirilmiştir. 2004 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü bütün kadınlar adına aldığını söyleyerek kabul etmiştir. Ancak Avusturyalılar onu Nestbeschmutzer, yani “kendi yuvasına pisleyen” olarak nitelendirmektedir.

Bu yazıda sözü geçen romanının özgün adı Die Liebhaberinnen. Türkçeye Anıl Alacaoğlu tarafından Âşık Kadınlar olarak çevrilmiş. Adında aşk geçen bu kitabın içinde ise yalnızca nefret var. Bu roman, yazarın gençliğini geçirdiği kırsal kesimin acımasız bir yergisi niteliğinde. 

Jelinek, iyi bir gözlemci olarak ele aldığı iki kadının iç dünyasını en açık biçimde bize aktarıyor. Taşrada yaşayan bu kadınların yolları çoktan belirlenmiştir. İçine düştükleri çıkmazları aşabilmek için ya fabrika işçisi olacaklar ya da bir üst basamak olarak gördükleri evlilik kurumuna sığınacaklardır. Ancak bu sarmaldan çıkmak onların kaderinde yoktur.

Kitapta, koşulmayan acılarla, tabularla ve dinsel kurallarla belirlenmiş cinselliğin içini boşaltarak göz önüne sermekten çekinmeyen, korkusuz bir anlatım görmekteyiz. Kızlarını eril bir bakış açısıyla yetiştiren anneler, kadın bedenini araç olarak kullanan erkekler ve kendi bedenini kullanmaktan çekinmeyen kadınlar Jelinek’in eleştirdiği konular arasındadır. Kapitalist sistem ve bu sistemin yarattığı toplum karikatürize edilerek aşağılanmaktadır. Sevginin ekonomik güçler tarafından belirlendiği bir dünyada, kalıp yargıların içine sıkıştırılmış bireyler için mutlu bir son neredeyse imkânsızdır.

Jelinek için dil önemli bir araçtır. Tekdüze, yapay, soğuk ve klişelere dayalı; ancak ritmik sözcüklerle arzuladığı etkiyi yaratır. Böylece dilin bile toplumsal normlar, örneğin reklam spotları aracılığıyla belirlendiğinin altını çizer. Karakterlerini bu şablonlara uygun konuşturur, bu konuşmaları gündelik kadın dergilerinden derlediği metinlerle harmanlar ve ortaya çıkan yapıyı alaycı, hatta küçümseyici bir tavırla okurun karşısına koymaktan çekinmez. Roman boyunca peşimizi bırakmayan soru ise şudur: Bir işçi kadının önündeki seçenekler nelerdir? 

Roman baştan sona geniş zaman kipiyle yazılmıştır. Jelinek, bu zamanı büyük bir ustalıkla kullanarak anlatının kimi yerlerde durmasını, kimi yerlerde ise hızla akmasını sağlar. Geçmiş ve gelecek zamanın boş bırakılması sistemi işaret eder. O değişmedikçe zamanların bir önemi yoktur. “Şu sıralar”, “o günlerde” gibi belirsiz zaman zarflarının kullanımı, karakterleri döngüsel, parçalanmış ve çıkışı olmayan bir zamana sıkıştırmak amacıyla kullanılmıştır.

Roman kapitalist sisteme yönelik ağır bir eleştiri niteliğindedir. Okunması pek zevkli olmayan bu romanı, bu sayımızda önermemin sebebi farklı yazım teknikleri ve zamanın kullanılış biçimidir. Kendi ülkesinde sevilmeyen Elfriede Jelinek, benim inancıma göre, çağımızın önemli yazarlarından biridir ve eserleri okunmayı hak etmektedir.