8 Mart 1988’de İstanbul’da doğdu. Uluslararası Lojistik eğitimi aldıktan sonra gazeteciliğe yöneldi. Mesleki kariyerine Agos gazetesinde muhabir olarak başladı; uzun yıllar toplum, kültür ve sanat alanlarında haberler yaptı. Ardından Bianet haber ajansında insan hakları haberciliği yaptı. Taraf gazetesinde kültür-sanat muhabiri olarak çalıştı; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin yayımladığı Bizim Gazete için röportajlar hazırladı. Medya alanındaki deneyimini, Doğan Burda Dergi Grubu’na bağlı Yacht dergisinde sürdürdü. Daha sonra Milliyet gazetesinde insan hakları muhabiri olarak çalıştı; BirGün gazetesinde editörlük yaptı ve yine insan hakları alanında özel haberlere imza attı. Basın alanındaki birikimini bir süre siyasi danışmanlık yaparak sürdürdü. Ardından yayıncılık sektörüne geçti; çeşitli yayınevlerinde editörlük ve yayın yönetmenliği yardımcılığı yaptı. Alfa, Everest ve Ayrıntı Yayınları gibi yayınevlerinde birçok kitabın yayına hazırlanmasında görev aldı. Hâlen Okuryazar Yayınevi’nde genel yayın yönetmeni olarak çalışmaktadır. Öykü, deneme ve tiyatro oyunları yazıyor.

 

Beja Protner, Birgül Yılmaz, Neşe Özgen, Judith Butler ve Şebnem Korur Fincancı’nın da aralarında bulunduğu akademisyenler, Atina’daki tarihi Prosfygika Mahallesi’ne yönelik tahliye planlarının durdurulmasını istedi.

Yunanistan’ın başkenti Atina’da bulunan tarihi Prosfygika Mahallesi’ne yönelik devletin tahliye ve “kentsel dönüşüm” planlarına karşı yürütülen mücadele uluslararası bir dayanışma ağına dönüştü. Mahalle, devlet ve sermayenin “soylulaştırma” politikalarına karşı mücadelesini sürdürüyor. Akademisyenler Beja Protner, Birgül Yılmaz ve Neşe Özgen tarafından başlatılan imza kampanyasına dünyanın farklı bölgelerinden, aralarında Judith Butler ve Şebnem Korur Fincancı’nın da bulunduğu 214 akademisyen, araştırmacı ve kültür insanı ortak bir bildiri yayımlayarak mahallede açlık grevini sürdüren Aristotelis Chantzis ve Suzon Doppange’ın taleplerinin derhal kabul edilmesini istedi.

Kolektif yaşam ve kültürel miras korunmalı

Akademisyenler, Yunanistan’daki İşgal Altındaki Prosfygika Topluluğu’na destek amacıyla kaleme aldıkları mektupta, Attika Bölgesi Yönetimi’nin Atina’daki Alexandras Caddesi üzerinde bulunan Prosfygika konut kompleksinin “yeniden geliştirilmesi” için imzaladığı sözleşmenin mahalleyi doğrudan tahliye tehdidiyle karşı karşıya bıraktığını belirtti. Açıklamada, yaşlı ve hasta bireylerle birlikte yaklaşık 50 çocuğun da yaşadığı mahallede 400’den fazla kişinin evsiz kalma riskiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı. Akademisyenler, “Prosfygika’nın varlığını sürdürmesi yalnızca sakinlerinin barınma hakkını güvence altına almak açısından değil; aynı zamanda yaşayan maddi ve kültürel mirasının ve onu ayakta tutan özerk kolektif yaşam projesinin korunması açısından da hayati önemdedir,” ifadelerini kullandı.

Prosfygika’nın talepleri karşılanmalı

Akademisyenler, Prosfygika’nın öz-örgütlü ortak yaşamın, dayanışmanın, kültürlerarası paylaşımın ve kolektif yaratıcılığın somut bir modeli olduğunu belirterek kapitalist modernitenin yabancılaştırıcı yapısına karşı alternatif bir toplumsal deneyim sunduğunu ifade etti. Açıklamada, son yirmi yılda Prosfygika’nın yalnızca bir barınma alanı değil; öğrenciler, akademisyenler ve araştırmacılar için kolektif öğrenme, entelektüel gelişim ve dayanışma zemini hâline geldiği vurgulandı. Akademisyenler, bu nedenle İşgal Altındaki Prosfygika Topluluğu ile uluslararası dayanışma çağrısında bulunduklarını belirterek Attika Bölgesi Yönetimi’ni mahalle sakinlerinin taleplerini kabul etmeye davet etti.

Tarihin yaşayan tanığı: Prosfygika

Akademisyenler, Avrupa’daki en büyük konut işgali alanlarından biri olan Prosfygika’nın yaklaşık yüz yıllık bir toplumsal mücadele tarihine sahip olduğunu vurguladı. Açıklamada, sekiz apartman bloğundan oluşan yerleşimin 1930’lu yıllarda Anadolu’dan zorunlu göçle gelen Rum mülteciler için inşa edildiği belirtildi. Bauhaus mimari anlayışıyla tasarlanan mahallenin zaman içinde yoksulluk ve toplumsal dışlanmaya karşı dayanışmanın, karşılıklı yardımlaşmanın ve kolektif yaşamın merkezi hâline geldiği ifade edildi.

İkinci Dünya Savaşı ve Yunan İç Savaşı dönemlerinde Prosfygika’nın antifaşist direnişin önemli noktalarından biri olduğu hatırlatılırken, bugün Yunanistan Yüksek Mahkemesi, Attika Emniyet Müdürlüğü, Agios Savvas Onkoloji Hastanesi ve Apostolos Nikolaidis Stadyumu arasında varlığını sürdürdüğü kaydedildi. Akademisyenler, mahallenin tarihinin yalnızca kurşun izleri taşıyan duvarlarda ya da kuşaklar boyunca insanların yaşadığı evlerde değil, topluluğun kolektif ruhunu şekillendiren yaşayan bir hafıza olarak hâlâ sürdüğünü belirtti.

“Alternatif bir toplumsal model”

214 akademisyenin açıklamasında şunlar yer alıyor: “1990’lı yıllardaki neoliberal dönüşümden bu yana Yunanistan’da ve dünyanın başka yerlerinde olduğu gibi işgal evleri hareketi; kapitalist mülksüzleştirmeye, zorunlu yerinden edilmeye ve dışlanan insanların toplumsal marjinalleşmesine karşı bir yanıt olarak ortaya çıktı. Ancak Prosfygika bir sığınaktan çok daha fazlası hâline gelmiştir. 2000’li yıllardan itibaren mahalledeki çok dilli genel meclis, komiteler ve çalışma grupları aracılığıyla örgütlenen özerk topluluk; evsizlik, yoksulluk, toplumsal terk edilmişlik, varoluşsal güvensizlik ve neoliberal yıkımın yarattığı yabancılaşmaya karşı uzun vadeli çözümler sunan alternatif bir toplumsal proje inşa etmiştir. Bugün mahallede 27 farklı milletten 400’den fazla insan yaşamaktadır; dışlanmış Yunanlardan dünyanın dört bir yanından gelen göçmen ailelere, yerli ve yabancı öğrenci ve aktivistlerden Kürt ve Türkiyeli siyasi sürgünlere kadar çok çeşitli insanlar burada bir arada yaşamaktadır. Topluluk yaşamı; özerklik, doğrudan demokrasi, karşılıklı yardımlaşma, kültürlerarası saygı ve dayanışma ilkelerine dayanmaktadır. Bu yaşam; fırın, kafe, kütüphane, sağlık çalışmaları, gıda dağıtımı, çocuk bakımı ve eğitim yapıları, sinema faaliyetleri, kadın öz-örgütlenmeleri ile inşaat ve tamir ekipleri dahil olmak üzere topluluğun somut ihtiyaçlarına cevap veren 22 farklı yapı aracılığıyla sürdürülmektedir. Topluluk, halka açık fırın ve kafesinin yanı sıra Atina’dan ve başka yerlerden genç ve meraklı insanları çeken kültürel ve eğitsel etkinlikler de düzenlemektedir.”

“Kolektif yaşam zaten kurulmuş durumda”

Akademisyenler, Attika Bölgesi Yönetimi’nin yukarıdan aşağıya yürüttüğü neoliberal “yeniden geliştirme” planlarının Agios Savvas Onkoloji Hastanesi hastaları ve yakınları için sosyal konut ve geçici barınma çözümleri vaat ettiğini; ancak bu dayanışma modelinin Prosfygika’da zaten yıllardır tabandan örgütlenen kolektif yapılar aracılığıyla hayata geçirildiğini belirtti.

Açıklamada, Prosfygika’nın Atina’nın marjinalleştirilmiş ve dezavantajlı kesimleri için bir yuva işlevi gördüğü ifade edilerek mahallede yaşayan insanların dayanışma ilişkileri kurebildiği, yaşamlarını kolektif biçimde yeniden örgütleyebildiği ve kurumsal yardımlara bağımlı olmadan toplumsal sorunlara uzun vadeli çözümler üretebildiği vurgulandı. Akademisyenler, işgal edilen dairelerin yenilenmesi ve yeniden işlevlendirilmesinin bu toplumsal modelin temel parçalarından biri olduğunu belirterek bazı dairelerin Agios Savvas Hastanesi hastaları ve yakınları için hazırlandığını, yeni alanların da aynı amaçla restore edildiğini aktardı. Ayrıca İşgal Altındaki Prosfygika Topluluğu’nun halka açık bir toplumsal tarih müzesi kurmayı planladığı ifade edildi. “Topluluğun üyeleri aktif katılımlarıyla tarihin izlerini alternatif bir geleceğe dönüştürüyor,” denilen açıklamada bu kolektif yaşam deneyiminin ortadan kaldırılmasına karşı çıkmanın ahlaki bir sorumluluk olduğu vurgulandı.

Açlık grevi 102. gününde

Akademisyenler, Prosfygika sakinlerinin ve onlarla dayanışma içinde olan öğrenciler ile akademisyenlerin yıllar boyunca devletin ve yerel yönetimlerin mahalleye yönelik el koyma, yıkım ve yeniden yapılandırma girişimlerine karşı direniş gösterdiğini belirtti. Açıklamada, son aylarda İşgal Altındaki Prosfygika Topluluğu’nun kitlesel gösterilerden hukuki mücadelelere, kamuoyu oluşturma çalışmalarından uluslararası dayanışma ağlarının örgütlenmesine kadar birçok alanda direnişi büyüttüğü ifade edildi.

Topluluğun uzun süredir üyelerinden biri olan Aristotelis Chantzis’in 5 Şubat’tan bu yana Prosfygika’yı savunmak amacıyla ölüm orucunda olduğu hatırlatıldı. Akademisyenler, Chantzis’in açlık grevinin bireysel bir protesto değil kolektif bir direniş biçimi olduğunu vurgulayarak “Bu eylem yalnızca Prosfygika’nın değil; toplumsal adaletin, barınma hakkının ve insan onurunun savunusudur,” değerlendirmesinde bulundu.

Açıklamada, Chantzis’in sağlık durumunun giderek kritikleştiğine dikkat çekilerek, onun sesini büyütmenin ahlaki bir sorumluluk olduğu ifade edildi. Akademisyenler, İşgal Altındaki Prosfygika Topluluğu’nun taleplerini yineleyerek; Attika Bölgesi Yönetimi’nin imzaladığı yeniden geliştirme sözleşmesinin iptal edilmesini, tüm mahalle sakinlerinin yaşadıkları evlerde kalmasının güvence altına alınmasını ve Prosfygika’nın restorasyonunun mahalle sakinlerinin kurduğu “Alexandras Caddesi Prosfygika Sakinleri ve Dostları” adlı sivil oluşum tarafından kendi kaynaklarıyla yürütülmesine dair somut güvence verilmesini istedi. Ayrıca mahalleye yönelik “yeniden geliştirme” projeleri için kamu kaynaklarının kullanılmaması çağrısında bulunuldu.

Mahalle, ilham alanı olarak varlığını sürdürmeli

Akademisyenler, İşgal Altındaki Prosfygika Topluluğu’nu yalnızca bir konut alanının değil; aynı zamanda faşizme, zorunlu göçe, toplumsal dışlanmaya ve kapitalist yıkıma karşı verilen yaşam ve özgürlük mücadelelerinin taşıyıcısı olarak gördüklerini ifade etti. Açıklamada, Prosfygika’nın maddi ve toplumsal mirasının korunmasının tarihsel bir sorumluluk olduğu vurgulanarak mahallenin gelecekte de yeni kuşak sakinleri ve dayanışma ağları için bir yaşam, öğrenme ve ilham alanı olarak varlığını sürdürmesi gerektiği belirtildi. Akademisyenler, yayımladıkları mektupla birlikte Aristotelis Chantzis ve Suzon Doppange’ın uluslararası dayanışma çağrısını desteklediklerini açıklayarak Attika Bölgesi yetkililerini İşgal Altındaki Prosfygika Topluluğu’nun taleplerini kabul etmeye davet etti.

Ne Olmuştu?

Atina’nın merkezinde, Yüksek Mahkeme ve Emniyet Müdürlüğü binalarının hemen yanında bulunan tarihi Prosfygika Mahallesi, bugün hem yüz yıllık mülteci hafızasını hem de otonom yaşam biçimini koruma mücadelesi veriyor. Yaklaşık bir asır önce Anadolu’dan gelen mübadiller için inşa edilen mahallede yaşayanlar, devletin “soylulaştırma” ve tahliye projelerine karşı direnişlerini uluslararası kamuoyuna taşımaya hazırlanıyor.

Mahalle sakinlerinden Aristotelis Chantzis’in başlattığı açlık grevi 102. gününe girerken Prosfygika topluluğu, kendilerine yönelik tahliye girişimlerini ve “yürüyen engeller” olarak damgalanmalarını protesto ediyor. Chantzis, sekiz bloktan oluşan ve bünyesinde 22 otonom yapıyı barındıran mahallenin yalnızca fiziksel bir yerleşim alanı olmadığını, aynı zamanda bir topluluğun yaşam alanı olduğunu söyledi.

Chantzis: Hayatımızı ortaya koyarız

“Gerekirse hayatımızı ortaya koyarız,” diyen Chantzis, tahliye planlarının gerçekleşmesi hâlinde yaşlıların yalnızlığa, çocukların ise evsizliğe sürükleneceğini belirtti. Mahalle sakinlerine göre Prosfygika, bugün yalnızca bir yerleşim bölgesi değil; toplumsal hafızanın, dayanışmanın ve alternatif yaşam biçimlerinin son sığınaklarından biri.

1923 yılında Anadolu’dan gelen mübadillerin barınması amacıyla devlet tarafından inşa edilen Prosfygika, tarih boyunca yoksulların, göçmenlerin ve siyasal direniş hareketlerinin merkezi oldu. Yunan İç Savaşı sırasında antifaşist mücadeleye de ev sahipliği yapan mahalle, 2010 yılında işgalciler ve mahalle sakinlerinin ilk meclisi kurmasıyla yeni bir dönüşüm sürecine girdi. Bu tarihten itibaren mahallede özel mülkiyet anlayışı reddedilirken barınma ve temel ihtiyaçların kolektif biçimde örgütlenmesi esas alındı.

Mahallede “Demokratik Konfederalizm” anlayışı

Mahalle sakinleri, ideolojik olarak Rojava’daki “Demokratik Konfederalizm” anlayışına yakın bir komünal yaşam modeli benimsediklerini ifade ediyor. Amaçlarının devletin dönüşüm projelerine karşı alternatif ve otonom bir yaşam alanını korumak olduğunu vurguluyorlar. Prosfygika’nın içinde kadın meclisi, çocuk meclisi, sağlık birimleri, misafirhaneler ve kolektif üretim alanları bulunuyor. Kadın Meclisi, mahalledeki kadınların şiddet, bakım emeği ve gündelik yaşam sorunlarını tartışabildiği otonom bir karar alma organı olarak faaliyet yürütüyor. Mahalle savunmasında da aktif rol üstlenen kadınlar, öz savunma konusunda temel sorumluluğu taşıyor.

“Dayanışma iyileştirir”

Yaklaşık 50 çocuğun yaşadığı mahallede kurulan Çocuk Meclisi ise çocukların kendi toplantılarını yaparak karar alma süreçlerine katılmasını sağlıyor. Devlet okullarına erişemeyen mülteci çocuklar için alternatif eğitim desteği sunulurken çocuk sineması ve kolektif etkinliklerle topluluk ilişkilerinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Mahallede faaliyet gösteren sağlık birimi ise “Dayanışma iyileştirir” sloganıyla ücretsiz sağlık desteği ve konaklama hizmeti sağlıyor. Özellikle mülteciler ve düşük gelirli bireylere yönelik çalışan yapı, bağımlı bireyleri dışlamak yerine kolektif yaşam içinde rehabilite etmeyi amaçlayan alternatif bir model uyguluyor.

Prosfygika’da Berkin Elvan Fırını

Mahallenin sembolik yapılarından biri olan Berkin Elvan Fırını, ekonomik dayanışmanın merkezlerinden biri olarak görülüyor. 2013 yılında kurulan fırın, ticari kâr amacıyla değil ihtiyaç odaklı üretim anlayışıyla faaliyet gösteriyor. Mahalle sakinlerine ve çevredeki kolektif yapılara ekmek sağlayan fırın, 2022’deki polis baskınlarının ardından üretimini günlük hâle getirerek bunu bir direniş biçimine dönüştürdü.

Atina’nın tam merkezinde bulunan Prosfygika Mahallesi‘nde gözler şimdi devletin tahliye planlarına çevrilmiş durumda. Mahalle sakinleri ise yüz yıllık mülteci hafızasının ve kolektif yaşam deneyiminin yok edilmesine karşı direnişi sürdüreceklerini söylüyor.

İmza kampanyasına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz: 

https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSfWhSa2BjwoHHRFCoayHAr-94Qt1GslXmz2LmOrFo-d0CgvTg/viewform